Hande was here

Listen to your own silence, love your own silence, share your silence. Let your silence consume all fear. Love what comes from within you. Silently, to orbit the world... and you... orbiting the world... Re-enter the world as a shower of sparks in the unbroken soul of silence... and joy:)

Tuesday, November 28, 2006

Yarın Bensiz Başladığında...

Yarın bensiz başladığında
Ve seni görmek için orada olmadığımda;
Eğer güneş yükselip de gözlerini aydınlattığında,
Onlar benim için akan yaşlarla doluysa,
Bu kadar çok ağlamamanı dilerim;
Bugün yaptığın gibi,
Pek çok şeyi düşünürken
Birbirimize söyleyemediğimiz.
Beni ne kadar sevdiğini biliyorum benim seni sevdiğim kadar.
Ve beni düşündüğün her an, biliyorum, beni özlüyorsun.

Fakat, yarın bensiz başladığında
Beni anlamaya çalış!
Bir melek geldi ve ismimi seslendi ve elimden tuttu.
Yerimin hazır olduğunu söyledi
Uzaklarda yukarıda, gökte.
Ve her şeyi geride bırakmalıydım tüm kalbimle sevdiklerimi bile
Fakat dönüp yürümeye başladığımda
Bir damla yaş süzüldü gözlerimden bütün yaşamım boyunca her zaman düşündüm,
Ben ölmek istemiyordum.
Yaşamak için o kadar çok şeyim vardı ki!
Yapacak o kadar şey,
Bu neredeyse imkansız görünüyordu...
Seni terkediyordum.
Bütün dün'leri düşündüm
İyi olanları, ve kötü olanları, paylaştığımız o kocaman sevgiyi düşündüm
Ve eğlendiğimiz tüm anları...
Eğer geçmişe dönebilseydim
Sadece bir an için,
Sana hoşça kal der ve usulca öperdim
Ve belki de seni gülümserken görürdüm.
Fakat sonra anladım ki bu imkansız, ve asla olamaz.
Bir boşluk ve anılar
Benim yerimi alacaklar.
Ve dünyadaki şeyleri düşündüğümde,
Belki de yarının gelmesini özleyebilirdim.
Seni düşündüm ve düşündüğüm anda,
Kalbim hüzünle doldu.
Fakat göğün kapılarından içeri yürüdükçe
Öylesine evimdeymiş gibi hissettim ki...
Tanrı bana bakıp gülümsediğinde
O muhteşem altın tahtından
Bu sonsuzluktur, dedi.
Ve size söz verdiğim her şeydir.
Bugün dünyadaki bir yaşam geçmişte kaldı,
Oysa burada bir yenisi başladı...


Yarın için söz vermiyorum, fakat bugün hiç bitmeyecek.
Ve her gün aynı gün olduğu için geçmişe özlem olmayacak...
Fakat sen öylesine inançlısın ki
Öyle güvenli ve öylesine dürüst
Bazı zamanlar kimi şeyleri yapmana rağmen;
Yapmaman gerektiğini bildiğin halde
Sen affedildin
Ve sonunda özgürsün.
Peki şimdi ellerimi tutup
Yaşamımı benimle paylaşmaz mısın?

Yarın bensiz başladığında
Artık uzaklarda olduğumuzu düşünme.
Beni düşündüğün her an
Hemen yanındayım, kalbinde...

(D.M.Romano)

Monday, November 27, 2006

Eflatun Öykü


Güneşi karanlıkta beklediğim gecelerden birinin düşünde gördüm onu bir keresinde:

O gece yalnızlığın arka sokaklarında vakit oldukça geç, yarın olmamış kadar da erkendi. En mütevazi giysilerini giymiş, az önce yağan yağmurun yansımasından yeni uyanmış binlerce çiğ damlası asılıydı gecede. Köşebaşında şemsiyesiz oturmuş, kucağında açılmamış mektuplar, gözlerinde gizli yağmurların ürkekliği, tanıdık bir geçmiş zaman çığlığının yargıcını bekliyordu. Hafifçe camı araladım. İsmini seslenmeye kalmadan çiğ damlaları çoktan dışarıya hapsolmuştu bile. Odamda tam karşımda kalın perdelerin arkasında sırılsıklam duruyordu. Ağır ritmlerle tükenmeye yüz tutmuş odunları, yarım kalmış tümcelerle harmanlayıp sobaya attım. Bir anda çelik ipe sarılı koca kümülüsün düğümleri teker teker açılıp, ağlamaların hazzı aktı dostluğa. Perili zamanların ıslaklığı tüm eflatun saflığıyla sabahlara dek sürdü.

Adını hatırlamadığım ertesi sabahların birinin düşünde, çıplak ayakla güneşte yürüdüğünü gördüm. Gözlerim kamaştı önce. Sonra nedense ayaklarım sızladı birden. Rastladığım ilk düşünceye, beni hemen kümülüse götürmesini söyledim. Bin uyku zamanı yol aldık. Gitmediğimiz okyanus, sormadığımız nehir kalmadı. Bulamadık...

Dönerken yolda, yeni doğmuş bir gri buluta rastladık. Ağlıyordu. Ama ne ağlamak! Gözyaşları ip ip olmuş, aşağıdaki insanlara çelik mermi gibi yağıyor, insanlar bağırıyor, kaçışıyor, ölüyordu. Tam bir katliam yaşanıyordu. Çelik yumağı insan cesetleri dağ dağ, tepe tepe birikmişti. Nasıl bir düş yorgunluğuydu bu? O daha hiç açmamış lotus çiçeği nasıl yaratabilirdi böylesi bir dehşeti? Ne için? Bir hiçsizlik intikamı için mi? Yoksa kümülüsün genetik bir dehşeti miydi bu? Öksüzün dört yapraklı yonca bulamama endişesi saklıydı o gözlerde. Habersiz doğan bir güneşin muhtemel kurbanı olan kümülüs için ağlıyordu besbelli. Ama ne kuruduğunun farkındaydı... Ne de kimbilir hangi yaprakta kümülüsün onu beklediğinin...

Arşın kabuğuna son baktığımda çelik lavların fani kıvılcımlarını gördüm. Ardından heykel mezarlarının buz gibi soğukluğu ve öksüz bir çiğ damlası daha...

Şimdi içeride yine yağmur yağıyor. Bahar saatlerinin söğüt kokusu geliyor burnuma. Kötü giysili kuklaların otobüs beklediğini görüyorum. Ama onlar ıslanmıyor. Koskoca bir bahar serinliğinde kuruyorlar. Avaz avaz susmak, buna çare değildir..bilirsin dostum. Nasıl anlatabilirsin ki onlara dişlerini parlatmadan da gülebileceklerini?

Korkulu düşlerin yanlışlığından uyanmalı önce. Eflatun öykülerin en temiz elbiselerini giydirip, can vermeli onlara. Öylesine sevmeli, öylesine şımartmalı ki, hiç tutulmamış eli onlar için tutmalı, onlar için biriktirmeli en dumansız nefesleri. Ara sırada, güzel öyküler yazmalı...

(Öyküler-Hande B. /1995)

Tuesday, November 21, 2006

Stop It !



If you don't like it, just stop it.
If you don't like the story you are telling, stop telling it.
If you don't like the foods you are eating, stop eating it.
If you don't like the words you are saying, stop using them.
If you don't like the people you hang out with, stop hanging out with them.
If you don't like what you are doing with your life, stop doing it.
If you don't like what you are hearing, stop listening.
If you don't like the news, stop watching and reading it.
If you don't like another's behavior, stop perceiving it.

Believe it or not, we can stop creating our experience at any time.
We become habituated to seeing ourselves as stuck with what seems to be.
We believe it is ours to endure and a lesson to be learned.
Perhaps the lesson is to just say "no": walk away, ignore what you want extinguished.

We can change the focus on the lens of our eye (camera) and see things differently.
We can change direction and see a whole new point of view.
We can change our minds about what we are judging.
We can flush and step away from what rightly belongs in the toilet.

Learning to say "No" is just that easy.
Letting go is as simple as you make it.
Releasing your past is done in the instant you do it.
Forgiving what used to be is a breath away.

I love you and bless you and renew myself as easily as this,
You can too, if you want to.

(Origin: Unknown)

Friday, November 17, 2006

Yönetim Efsaneleri : İş Görüşmeleri :)

- Sen bu kuruma ne katabilirsin?
- Bir katalizör gibi çalışarak sistem sinerjisinin arttırılmasında operasyonların ölçülebilir hale getirilmesi ve geri besleme faaliyetlerinde elde edilen bulguların değerlendirilmesi süreçlerinde istatistiklerin kategorize edilmesi, ayrıca beyin fırtınası çalışmalarında ortaya çıkan fikirlerin doğrusal programlama analizlerinin yapılması vasıtasıyla verimliliğinin yükseltilmesi...
- Ha?

- Pek rahat bir insana benziyorsunuz.. Bizi ciddiye almadığınızı veya bu konuda çok uzman olduğunuzu düşünebilir miyiz sizce?
- Hepinizi çıplak düşündüğümden böyleyim, yoksa çalışıp yapıcam bi şekilde, bakıcaz...

İşverecek: Peki size neden güvenelim bu işi yapabileceğinize dair ?
İşalacak: !?! Siz şu konumda kimseye güvenemezsiniz, deneyip-göreceksiniz.
(Bunu diyen kişi işe alındı.)

- Ehh.. peki ücret olarak ne istersiniz, kafanızda ne var?
- 1000$
- Ama çok fazla o..
- Peki 200 milyon da olabilir..

Soru : Şu andaki işinizden neden ayrılmak istiyorsunuz?
Cevap : Çalıştığım yerde gelebileceğim en üst noktaya geldim. Artık kendimi tekrarlamaya başladığımı ve şirkete de katkımın azaldığını düşündüğüm için ayrılmak istiyorum. (Daha çok para istiyom ben daha çok, daha...)

İşverüz : Kendinizi bir iki kısa cümleyle tanımlar mısınız?
Aday : Tanımlayamam , böyle bi soruya hazırlık yapmadım.

- "İşim, ailem, ülkem, ben" bir sıraya koyar mısınız?
- Para para para..

- Bilgisayar kullanmayı biliyor musunuz ?
- Evet, ileri derece..
- Peki o zaman her gün tozunu alırsınız.
- ?

Human resources şirketlerinden biriyle yapılan bir görüşme:
İşgeren : Hmm.. ingilizceniz için iyi seviyede yazmışşınız , let's have a short conversation than, tell me about yourself.
İşkovalayan : This is ridiculous , ask me about my skills.
İşgeren : Hmm
İşkovalayan : Hmm

- Siz de 1 milyar istediniz, herkes 1 milyar istiyor bu iş için, neden acaba?
- Eöö ben emin değildim ücretleri bilen bi arkadaşa sordum o 1 milyar iste dedi o yüzden öyle dedim ben de...
(O ana kadar süper gitmeme rağmen bunun ardından işi alamadım doğal olarak...)

- Dünya sadece siyah ve beyaz renklerden oluşsaydı, sizce neler değişirdi?
- Şu saçma morcivert kravatınızı takmamış olurdunuz..

- Neden bizim işyerimizde çalışmak istiyorsunuz?
- Evime yakın olduğu için.

- İngilizce metinlerden çeviri yapabilir misiniz ?
- Ah evet, tabii eğer o metni =james+joyce yazmamışsa..
- Ahhaha o zaman edebiyatı da yakından takip ettiğinizi not alabilirim.
(Not almaktan çok ismimin üzerinin çizilmesine benzer bir kalem hareketi.. Bunu söylememeliydim, bunu söylememeliydim..)

İşveren: Neden aliminyum boru ve kontraplak sektörü? Sizi bu sektöre çeken nedir?
Aday: Aliminyum kontraplaklar küçüklüğümden beri benim hayatımın anlamıdır çünkü. Hayatımı kontraplaklar arasında geçirmek, burada sabahlamak, kontraplaklarla gülmek ağlamak ve bu işi yaparken ölmek istiyorum !!
İşveren: !!.. Vay be!.. ??!..

İşveren: Neden aliminyum boru ve kontraplak sektörü? Sizi bu sektöre çeken nedir?
Aday: Eşşek
İşveren: Efendim?
Aday: Hiç yok bişey, sigara içebilir miyim?

İşveren: Pekii şirketimize neler katabilirsiniz?
Aday: Neşe katarım!

İşverecek: Geç kaldınız?
İşalacak: Hı hı evet. Asansörü kaçırdım.

- Boş zamanlarınızı nasıl değerlendirirsiniz?
- Değerlendirilen zaman boş zaman değildir.
(Yaşanmıştır, işi alamadım o ayrı...)

İşveren: Şu aralar en çok hangi şarkıları dinliyorsunuz?
İşalan: Niye, söyletecek misiniz?

- Takım çalışmasına inanır mısınız?
- İnanmam.
- Hangi takımlısınız?
- Beşiktaş.
- Peki yakamdaki fenerbahçe rozetini görmüyor musunuz?
- Görüyorum.
- Ama ben şimdi sizi direk işe almam (şakacı ifade).
- Almazsan alma, çekeriz emaneti, keriz adaleti...

- Özgeçmişinizi inceledim. Bizim sektörden ziyade, filanca sektörde şansınız daha fazla olabilir. Neden bizim firmaya başvurdunuz ?
- Keyif benim değil mi, canım nerde isterse orda çalışırım.
- Hemen sinirlenmeyin. Mülakatlarda sivri cevaplar doğru mu sizce?
- Vermeye gönlün yoksa, almaya da çağırmayacaksın.

- Gerçekleştirdiğiniz en büyük başarı?
- Bu noktaya kadar size tahammül etmek...

- Vardiyalı çalışabilir misiniz?
- Evet, ama sadece gündüz vardiyasında çalışmak istiyorum.

Karşıdaki esprili birine benzemektedir. Mülakata kot pantalon ve t-shirt ile gidilir, ilk soru standarttır:
- Burası bir satış şirketi. Mülakata böyle geldiyseniz müşteriye nasıl gideceksiniz?
- Mülakatta benim zekamı, yeteneklerimi, sosyalliğimi, iş bilgimi ölçeceğinizi zannetmiştim. Ben bunları kravatımda veya pantalonumun cebinde taşımam ki, burada taşırım.(Kafa gösterilir; karşı taraf kravat ve pantalon sahibi bir genel müdür olarak biraz gerilir.)
- Kurallara aykırı olmayı seven bir kişisiniz galiba?
- Kuralları kimin koyduğuna kuralların kendisinden daha çok dikkat ederim diyelim. Sizce mülakata gelirken takım elbise giyme kuralını kim koymuştur? Her şeyden anladığını düşünen ukala bir amerikalı işletme "uzman" 'ı olmasın sakın?
(İş alınır, güzel güzel de çalışılır.)


- Kendinizde en beğendiğiniz ve en beğenmediğiniz özelliğiniz nedir?
- En beğenmediğim iş görüşmelerinde salak soru soranları makinalı tüfekle taramam!!
- Hımmm


SmileyCentral.com

Thursday, November 16, 2006

Yönetim Efsaneleri : İhaleler :)




SmileyCentral.com

Wednesday, November 15, 2006

Yönetim Efsaneleri : Organizasyon Şeması :)





SmileyCentral.com

Tuesday, November 14, 2006

Yönetim Efsaneleri : Müdürler :)




  • Bir bebeğin ancak 18 ayda doğacağını söyleyen kişiye 'Proje Geliştirme Müdürü' denir.
  • 9 Kadının 1 bebeği 1 ayda doğurabileceğini söyleyen kişiye 'Proje Müdürü' denir.
  • Tek bir kadının 1 ayda 9 bebek doğurabileceğini söyleyen kişiye 'Planlama Müdürü' denir.
  • Bebeğin üretim şeklinin ille de yanlış olduğunu söyleyen kişiye 'Kalite Müdürü' denir.
  • Dünyada hiç bir kadın ve erkek kalmasa o bebeği kendinin doğuracağını söyleyen kişiye 'Pazarlama Müdürü' denir.
  • Bebek falan istemediğini söyleyen kişiye 'Müşteri' denir.



    SmileyCentral.com

  • Saturday, November 11, 2006

    İyi ve Kötü'nün Yüzü




    Leonardo da Vinci 'Son Akşam Yemeği' isimli resmini yapmayı düşündüğünde büyük bir güçlükle karşılaştı. İyi'yi İsa'nın bedeninde, Kötü'yü de İsa'nın arkadaşı olan ve son akşam yemeğinde ona ihanet etmeye karar veren Yahuda'nın bedeninde tasvir etmeliydi.


    Resmi yarım bırakarak bu iki kişiye model olarak kullanabileceği birilerini aramaya başladı. Bir gün bir koronun verdiği konser sırasında, korodakilerden birinin İsa tasvirine çok uyduğunu fark etti. Onu poz vermesi için atölyesine davet etti, sayısız taslak ve eskiz çizdi.

    Aradan 3 yıl geçti. 'Son Akşam Yemeği' neredeyse tamamlanmıştı, ancak Leonardo da Vinci henüz Yahuda için kullanacağı modeli bulamamıştı... Leonardo'nun çalıştığı kilisenin kardinali, resmi bir an önce bitirmesi için ressamı sıkıştırmaya başladı.

    Günlerce aradıktan sonra Leonardo vaktinden önce yaşlanmış genç bir adam buldu. Paçavralar içindeki bu adam sarhoşluktan kendinden geçmiş bir durumda kaldırım kenarına yığılmıştı. Leonardo yardımcılarına adamı güçlükle de olsa kiliseye taşımalarını söyledi, çünkü artık taslak çizecek zamanı kalmamıştı.

    Kiliseye varınca yardımcılar adamı ayağa diktiler. Zavallı, başına gelenleri anlamamıştı. Leonardo adamın yüzünde görülen inançsızlığı, günahı, bencilliği resme geçiriyordu...


    Leonardo işini bitirdiğinde, o zamana kadar sarhoşluğun etkisinden kurtulmuş olan berduş gözlerini açtı ve bu harika duvar resmini gördü. Şaşkınlık ve hüzün dolu bir sesle şöyle dedi: 'Ben bu resmi daha önce gördüm'... ''Ne zaman?" diye sordu Leonardo da Vinci, o da şaşırmıştı. 'Üç yıl önce' dedi adam... 'Elimde avucumda olanı kaybetmeden önce. O sıralarda bir koroda şarkı söylüyordum, pek çok hayalim vardı, bir ressam beni İsa'nın yüzü için modellik yapmak üzere davet etmişti...'

    .......



    İyi ve Kötü'nün yüzü aynıdır... Her şey insanın yoluna ne zaman çıktıklarına bağlıdır...

    (Paulo Coelho - Şeytan ve Genç Kadın'dan)

    Thursday, November 09, 2006

    Suyun Hafızası

    Masaru Emoto adlı Japon bir araştırmacı, insan vücudunun ve yaşamış olduğumuz yer kürenin % 70'den fazlasını kaplamakta olan suyun moleküler yapısının insanların düşüncelerinden, sözcüklerinden ve dinlemiş olduğu müzikten etkilenip etkilenmediğini araştırmış ve çalışmalarını bu yönde yoğunlaştırmıştır. İnsanların yaşam kalitesinin, vücutlarındaki ve yerküredeki suyun kalitesiyle bağlantılı olduğunu savunan araştırmacı; yaşama geçirilen pozitif düşünceler sayesinde insanın kendisini ve yaşamış olduğu gezegeni iyileştirmesinin ve yenilemesinin mümkün olduğunu savunmuş ve araştırmalarını bunu doğrular şekilde sonuçlandırmıştır.

    Müzik terapisinin son zamanlarda popüler olmasıyla birlikte Masaru Emoto müziğin, suyun yapısı üzerine etkilerini görmeye karar vermiş ve iki müzik hoparlörü arasına birkaç saatliğine distile su koyarak suyun donduktan sonraki kristal formlarını fotoğraflamış ve bize bu inanılmaz fotoğrafları görme imkanı sağlamıştır.



    Bethoven'ın pastoral müziği dinletildikten sonraki su kristalinin muhteşem görüntüsü ile...


    ...Bach'dan "Air for the G string"










    Ve Heavy Metal müzik dinletildikten sonraki su kristalinin vahim durumu da yanda görülüyor.






    Bu çalışma da beklentileri doğrultusunda sonuç verince araştırmacı, düşüncelerin ve kelimelerin su kristallerinin formasyonları üzerindeki etkisini incelemeye karar vermiş ve kelimeler word prosesor aracılığı ile kağıda dökülerek cam şişelere gece boyunca kasetten dinletilmiştir. İşte su kristallerinin sözcüklerden etkilendiğini gösteren inanılmaz görüntüler.







    Sevgi ve takdir sözcükleri dinletilen su kristali






    teşekkür sözcükleri...






    ...ve kinle nefret sözcükleri dinletilen su kristali




    Ve son olarak musluk suyu kristallerin; önceki görüntüsü ve uzaktan dua edildikten sonraki olağanüstü görüntüsü





    (Ayrıntılı bilgi için
    http://www.masaru-emoto.net/english/entop.html)

    carpet cleaners
    carpet cleaners Counter